TEILEN

9 Aralık 2016. Rheinland-Pfalz’da küçük bir kent. Ana caddenin girişindeki müstakil evin kapısını çalıyorum. 50’li yaşlarda, kafasında beyzbol şapkası olan, uzun boylu bir adam acıyor. Gözleri kan çanağı. „Buyrun, arkada bir oda var, sessiz, oraya gidelim“ diyor. İçeri girip oturuyoruz. Evin girişindeki bu büyük odanın üç kenarı sedir usulü koltukla kaplı, boş kalan tek duvarda ise sandalyeler üstüste geçirilmiş, kenarında bir masa, onun yanında da portatif bir ekran var.

Adnan B.* şapkasını çıkarıp, „Dün gece siz aradığınızdan bu yana gözümü kırpmadım“ diye anlatıyor. „52 yaşındayım, üç çocuk da var, haliyle endişeliyiz“ diye başlıyor anlatmaya. Elinde bardaklarla içeri bir kadın giriyor. Başı kapalı, uzun pardesülü. Sessizce „Hoşgeldiniz“ diye sarılıyor ve ağlamaya başlıyor. Onun da gözleri kan çanağı. „Hanım da dün gece hiç uyumadı“ diye anlatıyor ve belgeyi görmek istiyor. Adlarının geçtiği kısmı gösteriyorum. „Aslında tahmin ediyordum, ama duyunca yine de kötü oluyor insan“ diye anlatıyor. „Bunu yapan bir de imam. Doğumda, ölümde, zor günümüzde gidip özelimizi açtığımız bir din görevlisi!“

Adnan B., Türkiye’den gönderilen ve Almanya’daki DİTİB camilerinde görev yapan KRV ve Rheinland-Pfalz eyaletindeki bazı imamların tuttuğu ve Ankara’ya gönderdiği raporda adı geçen 46 kişinden sadece biri. Raporda bölgesindeki din görevlisi, „Bu kişi bu bölgede FETÖ’nün başıdır. Evinin bir bölümünü FETÖ faaliyetlerine tahsis etmiştir. Bu bölgede FETÖ elebaşı ve FETÖ için kermesler tertip eden, zekat, fitre, ve kurban bagışı toplayan kişidir“ ibaresini kullanmış.

KRV’de 13 imam rapor tuttu
Kuzey Ren Vestfalya Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkanı Burkhard Freier’in 9 Şubat’ta eyalet içişleri komisyonunda sözlü sunduğu rapora göre imamlar sadece bu eyaletten 28 kişinin ve 11 kurumun adını Gülen Cemaati üyesi olmak veya ona destek vermek iddiasıyla Ankara’daki Diyanet İşleri Başkanlığı’na iletmiş. Yine içişleri komisyonu oturumda aktarılan bilgiye göre 13 imam ile bir bölge koordinatörü vekilinin söz konusu raporla ilişkisi bulunduğu tespit edilmiş.

KRV eyalet hükümetinin hazırladığı ve Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkanı Freier’in Düsseldorf’ta sunduğu sözlü raporda dikkati çeken bir diğer nokta ise imamlara genelgenin din ateşeleri tarafından yönlendirildiği ki bunun Türk Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 5 Eylül 2016’da yayınladığı genelgenin 20.maddesine uygun olduğu belirtiliyor. Bu maddede Diyanet’in yurtdışındaki görevlilerinin Gülen, PKK, IŞİD vb. terör örgütlerinin faaliyetleri hakkında bilgi vermekle yükümlü olduğu ibaresinin yer aldığı belirtiliyor. Ve darbe girişimi sonrası kanun hükmünde kararname ile çıkarılan bu genelgenin eyalet hükümeti tarafından da bilindiği belirtiliyor.

İmamların rapor tutmasına vesile olan, 20 Eylül 2016 tarihli Diyanet İşleri Başkanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürü tarafından hazırlanan yazı, Türkiye Cumhuriyeti büyükelçilikleri, başkonsoloslukları, onlar üzerinden de din hizmetleri müşavirlikleri, ataşelikleri, koordinatörlükleri ve koordinatör din görevlileri yöneticilerine iletilmek üzere kaleme alınmış. Dolayısıyla da yazının Berlin’deki Türk Büyükelçiliği’ndeki din müşaviri üzerinden ataşelere, onların da imamlara gönderdiğinden yola çıkılıyor.

Rapor tutan imamlardan iltica edenler var
Rapor tutup Ankara’ya yollayanlardan biri de imam Ali S.*. Gerçek adının açıklanmasını istemeyen bu imam, darbe girişimi sonrasında Türkiye’ye dönmeleri için uyarı alan yüzlerce görevliden de biri. Türkiye’deki bir çok tutuklama ve işten çıkarma ile hemen dönen 25 arkadaşının başına gelenleri gördükten sonra gitmeyip Almanya’da iltica talebinde bulunmuş. Kendisi gibi Almanya’da halen 6 eski Diyanet imamının sığınma başvurusu yaptığını anlatıyor. „Giden arkdaşlardan tutuklananlar var, işten çıkarılanlar var. Çoluk çocuk hepsi perişan“ diye anlatıyor. FETÖ damgası yedikleri için hiç birinin başka bir iş de bulamadığını, ticarete bile atılamadığını belirtiyor.

Diyanet ile DİTİB içiçe
Almanya’daki din müşaviri Diyanet’in en üst düzey temsilcisi ve Berlin’deki Türk Büyükelçiliği’nde görevli. Bu din müşaviri aynı zamanda DİTİB’in Genel Başkanı da. DİTİB yönetiminde müşavir dışında din ataşeleri de görev yapıyor. İmamlar Türkiye’de devlet memuru. Dolayısıyla bir genelge geldiğinde yerine getirmekle de yükümlü.

Almanya’da iltica talebinde bulunan Ali S. ve onunla aynı kaderi paylaşan 25 yıllık meslektaşı Mahmut D.*‘ye Gülen Cemaati üyesi olmak suçlaması yöneltiliyor. Ali S. hakkında Türkiye’de yakalama kararı var. Mahmut D.‘nin ise kardeşi „FETÖ“ üyesi olmaktan tutuklu. Her ikisi de yıllarca Diyanet imamı olarak görev yaparken Gülen Cemaati’ne yakın derneklerde gönüllü çalışmışlar, Afrika’da su kuyuları açıp, kurban dağıtmışlar. Gülen Cemaati Türkiye’deki darbe girişiminden sorumlu tutuluyor ve terör örgütü olarak geçiyor.

Almanya’da ise Gülen Cemaati hakkında böylesi bir durum yok. Ali S. ve Mahmut D. ile imamların eğitiminden hareket serbestisine, Türk hükümeti ve siyasi gelişmelerle bağına bir çok konuda konuşuyoruz. Yurtdışında seçim hakkı doğduğundan beri Diyanet’in siyasallaştığını ve üzerlerindeki baskının arttığını anlatıyorlar. Kendilerinin Diyanet‘ten veya DİTİB’den siyasi bir emir almadıklarını, ancak çevre baskısının büyük olduğunu belirtiyorlar. „Örneğin Almanya’daki bir Erdoğan mitingi var, hadi hep beraber gidelim diye teklif ediyorlar, gitmiyorsanız başka meslektaşlar veya cemaatten kimi üyeler şüpheyle bakıyor“ diyorlar. Peki imamların görev alanını DİTİB mi yoksa Diyanet mi belirliyor?„Aslında Diyanet. Ama aynı zamanda bir çift başlılık da var“ cevabı geliyor. Çalıştıkları DİTİB’e bağlı cami derneklerinin Almanya’da imamlara lojman bulmada ve günlük işlerinde yardımcı olduğunu söylüyorlar. „Genelde ama imamlar arada kalıyor. Bir yandan Türkiye Cumhuriyeti memurusunuz ve onun menfaatine hizmet etmekle yükümlüsünüz, diğer yandan bulunduğunuz caminin yönetimiyle de iyi geçinmek zorundasınız“ diye vurguuyor imamlardan biri hemen. „Bir çay ocağında diyelim ki eleştirel bir laf ettiniz Türkiye ile ilgili, o da ataşeyi arayıp şikayet edebiliyor, ataşe de seni arayıp uyarabiliyor.“

Konuştuğumuz imamlar, tutulan raporlar nedeniyle Alman Federal Başsavcılığı‘nın soruşturması kapsamında imamlara operasyon düzenlenmesini eleştiriyorlar: „Diyanet sorumluluk almadığı için fatura imamlara kesiliyor. Asıl sorumlular ise Ankara’da, onlara, ataşelere bir şey olmuyor.“

Almanya’da görevli imamlar da Türkiye’de memur
Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı görev yapan bir imamın yurtdışına çalışabilmesi için uzun bir prosedür işliyor. Öncelikle meslekte en az 5 yıl tecrübeli olması gerekiyor. Ayrıca Diyanet’in açtığı dini ve genel kültür alanındaki yazılı ve sözlü sınavlarda en az 80 puan almış olmaları şart. Kriterleri yerine getiren imamlar eğer yurtdışında imam açığı oluşmuşsa Diyanet’in Ankara’daki eğitim merkezinde 200 saatlik hızlandırılmış Almanca kursuna tabi tutuluyor. Kursu Goethe Enstitüsü veriyor. Masrafların %40’ını da Alman Dışişleri Bakanlığı üstleniyor. Goethe Enstitüsü’nde imamlara verilen kurstan sorumlu Cihan Yavuzyılmaz, kursiyerler için özel bir müfredat hazırlanmadığını ve uluslararsı A1 sertifikası için öngörülen kitap ve malzemeyle imamlara ders verildiğini belirtiyor.

Almanca kursunu başarıyla tamamlayan imamlara 2 haftalık Almanya’yı tanıma semineri de veriliyor. Konrad Adenauer Vakfı’nın Almanya’dan uzmanlarla hazırladığı seminerlerde Almanya’daki dernekler yasasından eğitim sistemine kiliselerin yapısından medyadaki İslam imajına hızlandırılmış dersler veriliyor. Seminerleri veren uzmanları KAS Almanya’dan getiriyor, ancak Diyanet’in de rıza göstermesine dikkat ediliyor.

Raporda adı geçen imamlar Türkiye’de çekildi
Ocak ayı başındaki rakamlara göre bu eğitimden geçerek Almanya’da görev yapan 906 erkek, 116 da kadın din görevlisi bulunuyordu. Ancak DİTİB’in geçen hafta yaptığı ve Diyanet’in incelemesine yer verdiği basın açıklamasına göre bazı imamların Gülen Cemaati hakkında rapor tutarak, Ankara’ya yolladığı ve bu kişilerin geri çağrıldığı bilgisi yer alıyor. İmamların isimleri ise belirtilmiyor.
KRV eyalet hükümetinden adının açıklanmasını istemeyen bir kaynak, imamlar dışında bazı din ataşelerinin de görev süresi bitmemesine rağmen hızla Ankara’ya çağrıldığını belirtiyor. Bu konuda soruşturma başlatan Alman Federal Başsavcılık ise bilgi vermekten kaçınıyor. Ancak Kuzey Ren Vestfalya Anayasayı Koruma Teşkilatı, şimdiye kadar adının Ankara’ya bildirildiği gerekçesiyle 6 kişinin suç duyurusunda bulunduğunu ve federal başsavcılığın da 16 kişi hakkında inceleme yürüttüğünü açıkladı.
Almanya’daki en büyük çatı örgütü DİTİB ise KRV hükümetinin baskısı üzerine iki hafta önce İslam din dersi ile öğretmenlerden sorumlu danışma kurulundaki üyeliğini bir süreliğine askıya aldığını açıkladı. Diğer eyaletler ise ya işbirliğini dondurdu ya da gözden geçiriyor. Almanya’daki en büyük Müslüman çatı kuruluşu DİTİB, İslam din dersi, manevi danışmanlık, uyum kursları, radikal İslam ile mücadele gibi gibi bir çok alanda eyalet hükümetleriyle ortak projeler yürütüyor.
52 yasındaki üç çocuk babası Adnan B. DİTİB ve projeleri hakkında şu sıralar bir şey duymak istemiyor. Adının 30 yılır cuma namazına gittiği caminin imamı tarafından Gülenci diye rapor edilmesi üzerine öfkeli ve bu skandal aydınlatılana kadar da o camiye ayağını bile sokmayacağını belirtiyor.

*İsimler güvenlik nedeniyle değiştirilmiştir

HINTERLASSEN SIE EINE ANTWORT

Please enter your comment!
Please enter your name here